REKLAM
Panax Dr. Clavis Panax
Panax; kalp ve damar sorunlarında, hipertansiyonda, kan basıncının düzenlenmesinde, kolesterolün düşürülmesinde etkin bir gıda takviyesidir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı


15 Ocak 2007
font boyutu küçülsün büyüsün

'Mehter çaldığı zaman on komünistten dokuzu faşist olur'


 Mehterbaşının tavsiyesini tutuyorum

Rahmetli Attilâ İlhan'dan bizzat işitmiştim, "Mehter çaldığı zaman on komünistten dokuzu faşist olur" demişti.

Sabah, bünyesine katıldığım haberini, TV'lerden iki hafta boyunca mehterli bir reklam filmiyle duyurdu. Kuzguna yavrusu gerçi hoş gelir ama, son zamanların en dikkat çeken, en çok hatırda kalan ve en fazla tebessüm ettiren reklamı, jaketatayımla bizzat rol aldığım bu tanıtımdı.
Filmin yayına girmesinden ve zurnalarla kösün ekranda sık sık ve gümbür gümbür arzı endâm etmesinden hemen sonra, Attilâ İlhan'ın vecizesi mucibince bazı zevâtın hidayeti buldukları haberini beklemeye başladım. Ama değişiklik beklediğim biçimde değil, hiç tahmin edemeyeceğim bir şekilde geldi ve bazı kişilerin idraklerine bir haller oldu. Mehter, kalem erbâbı olduğu söylenen kimi beylerin fikirlerini değil, her ne hikmetse anlayışlarını silip süpürmüştü!

İdrak zaafına uğrayanlar, internet sitelerinde, önce, Sabah'ın bana mehterli bir karşılama yaptığını yazdılar. Sabah yönetimi, güya, gazeteye ilk gelişimde bana sürpriz niyetiyle kapıya mehter takımı getirtmişti! Böyle bir görgüsüzlüğü en yeni zenginin bile akıl edemeyeceğini düşünmüyor, işin gerisinde başka birşeyin bulunabileceğini akıl edemiyorlardı. Mehterin gümbürtüsü, gazeteci hissiyatını bile silip süpürmüştü. Üstelik, daha sonra yazdıklarında Türkçe'ye hâkimiyetlerini de gösteriyor, "mehter" sözünün çoğulu olan "mehteran" kelimesini tekil zannedip "mehteranlar" diye kullanıyorlardı. "Cahillerler", "hasudlarlar", "çatlayanlarlar" misâli...

Derken, bir gazetenin "Bizim Kahve" adını taşıyan ve eskilerin "ismiyle müsemmâ" dedikleri cinsten bir kahvehane ve kıraathane varakpâresi halindeki cumartesi ilâvesi, benim "tarihçi"
değil, "üstadı magazin" olduğumu yazdı. Mesele, Sabah'ta geçen hafta benimle yapılan bir rapörtajda "Tarih sayemde moda oldu" dememdi ve kartpostal yazarıyla şürekâsına göre bendeniz tarihi moda etmemiş, sadece magazinleştirmiştim.

Kıraathane varakpâresi hakkımdaki kanaatini birinci sayfasının manşetinden veriyor, hobi olarak kartpostal hikâyeciliği yapan bir spor yazarını, tarihçiliğin sanayici derneklerine eğlencelik ders kitabı modeli tasarlamak olduğunu zanneden bir zâtı ve ilmini akademik yayınlar yerine genellikle gazete sayfalarında teşhir etme merakındaki mütekaid bir arkeoloğu da "hık deyici" niyetine kullanıyordu.
"Tarihçi" oldukları iddiasıyla beni değerlendirmeye kalkışanların ortak noktaları, çarpım tablosundan bihaber mühendis misali, Osmanlı Tarihi hakkında ahkâm kesmelerine rağmen Osmanlıca'dan nasiplerini almamış olmalarıydı.

Şimdi, "tevazu gösterirsen inanırlar" sözünün ne kadar doğru olduğunu defalarca ve bizzat tatmış bir kişi olarak bu konuda kaçamak yapmadan açıkça söyleyeyim beyler! Tarih, son senelerde moda olduysa, sayemdedir!

 

Buyrun beyler, hodri meydan!

Gazetelerde 1960'lara kadar vârolan ama sonraları silinip giden tarih sayfaları 30 küsur senelik aradan sonra tarafımdan başlatılmış, okullarda en sıkıcı ders hâlini almış olan tarih yeniden okunur şekle yine tarafımdan getirilmiş, 1960 sonrasının en yüksek tiraja sahip tarih dergisi yine tarafımdan yayınlanmış ve söylemesi belki hoş olmayacak ama, bu sayede çok sayıda tarihçiye de iş imkânı doğmuştur. Gazeteciliğimi görmek isteyenler gazetelerde yazdıklarıma, ilmi tarafımı merak edenler kitaplarıma bakabilirler.

Ben, tarihçi olduğumu hiçbir zaman iddia etmedim, daima gazeteci olduğumu söyledim ama kendilerinin âlim, benim de magazinci olduğumu iddia edenlere de bir teklifim var: Buyurun, seçeceğiniz bir TV'de yayına çıkalım, üç Şark dilinde, yani Osmanlıca, Arapça ve Farsça olarak kaleme alınmış, "divâni" ile "siyakat" da dahil olmak üzere yine sizin seçeceğiniz yazıyla istediğiniz devre ait eski metinleri ayrı ayrı okumaya çalışalım... Bakalım hangimiz daha az hata ile çözebileceğiz? Sizler mi, yoksa ben mi!

Sabah'taki ilk yazımın bu tarzda olmasını hakikaten istemezdim ama, birilerinin yüzünden mehterbaşının okuduğu gülbangda geçen "Kılıcın keskin olsun" sözüne uymak zorunda kaldım. Zira, yazarın kılıcı, ne de olsa kalemidir!








Bu yazı 6,134 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (2)
  • Cemlettin Üngör / 26 Mayıs 2009 17:04

    Atilla İlhanın tesbiti doğru.

    Gerek Mehter Marşlarının insanın ruhunu alevlendiren makamları,gerekse içerdiği sözleri her insanı ajite eder ki,zaten Mehter Marşlarının da bu amaca matuf olduğunu sanırım.Yıllar önce,yurt dışında değişik ülkelerden Marksist arkadaşlarımla bir arada olduğumuz bir toplulukta,herkes kendi ülkesinden folklorik bir şarkı söyledi.Ben de ortama ve bulunduğumuz şehre uygun gördüğüm"Estergon Kal'ası"adlı parçayı söylemiştim.O derin sessizliği,sözleri tercüme ettiğimde gözlerdeki derin sevgi ve saygıyı unutamam.Evet,solcu olmak,Marksist olmak insanın kendi kültürünü inkar etmesi değildir.Tam tersine,kendi kültürünü bilinçli olarak sahiplenmesidir.Bu anlamda Attila İlhan doğru bir tesbit yapmış.
  • HİKMET ESSER YAPICI / 25 Ocak 2009 21:38

    KISMEN

    9/10 OLMASADA TARİHİNİ AZ DA OLSA BİLEN VE TABİRİ CAYİZSE KANINDA BİR DAMLA TÜRKLÜK OLAN OLAN HERKESİN İÇİ TİTRER .MURAT BEYİ KUTLARIM




Bu yazarın diğer yazıları






Anket

"Osmanlı'da Seks" kitabını inandırıcı ve bilimsel anlamda ciddi buluyor musunuz?
  • Evet
  • Hayır



Star Tech Logic
Card Guard Anti Skimmming Devices
ATM REMANUFACTURING